postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Düztaban Fotoğrafçılar İçin Mazeret Kılavuzu

leave a comment »

(Bu yazı, 2005 yılında yazılmıştır)

Dijital fotoğrafın hem amatör, hem mesleki alanda yerini sağlamlaştırması ile birlikte, fotoğraf etrafında dönen gündelik konuşmalar da değişti, kendine özgü bir jargon, bir mantık edindi, yepyeni bir fotoğraf kültürü oluştu.

Çoğunuz izlemişsinizdir; en popüler gizli kamera şakalarından biri minilab görevlisinin müşterinin banyo için verdiği film kasetini tezgahın altında elçabukluğu ile değiştirip film şeridini kurbanın dehşetle açılan gözlerinin önünde boylu boyunca kasetten dışarı çekerek “Bakın, çektiğiniz fotoğrafların hiçbiri çıkmamış!” demesidir. Bu şakanın dijital versiyonu acaba ne olacak? “Efendim bakın, kartınızda hiç görüntü yok, siz sadece ses kaydı yapmışsınız!” mı? Ya da, “Efendim, ne demek ‘Ben çiftleşen fil fotoğrafları çekmedim’. Bunlar ne? Bu sizin kartınız değilmi? Yanınızda eşiniz var diye bizi zor durumda bırakmayın lütfen!” mi?

Asıl merak ettiğim ise dijital mazeretler. Geleneksel fotoğrafçılığın yüzaltmışküsur yıllık tarihinde, işler yolunda gitmediği zaman başvurulagelmiş olan türlü bahaneler, mazeretler var. Bunlar da fotoğraf kültürünün çok önemli bir parçası ve doğal olarak değişimden paylarını alacaklar. Buyurun, bakalım nasıl olacak; yoksa hiçbir şey değişmeyecek mi?

.

Eskiden: Ah, sormayın, tam ben filmi kasetten çıkartmıştım ki, çocuk karanlıkodanın ışığını yakmaz mı… Gitti güzelim fotoğraflar!

Şimdi: Ah, sormayın, tam ben kart okuyucudan görüntüleri aktarmaya başlamıştım ki, çocuk USB kablosunu ayırmaz mı… Kart da silindi, sistem de kilitlendi… Gitti güzelim fotoğraflar!

.

E: Yahu vallahi bende iş yok. Makineyi alalı 2 ay oldu, topu topu 36 pozu hala daha bitiremedim.

Ş: Yahu vallahi bende iş yok. Makineyi alalı 2 ay oldu, topu topu 360 pozluk kartı hala daha dolduramadım.

.

E: Ben filmi taktım zannettiydim. Meğer takılmamış. Aynı karenin üzerine çeker dururmuşum. Sayaç otuz altıdan sonra ilerlemeye devam edince farkettim. Bir tane sağlam fotoğraf yok.

Ş: Ben değiştirdim sanmıştım; meğer makine önizleme konumunda kalmış. Aynı karenin üzerine çeker dururmuşum. Sayacın yerinde saymasından farkettim. Sadece bir tane sağlam fotoğraf var, o da sonuncusu.

.

E: Patron, her zaman düzgün çeken adam niye bu defa çuvallasın? Ben kesinlikle masumum. Film bayatmış / laboratuvar hatalı banyo işlemi yapmış / baskılar kötü yapılmış / havaalanında X-ray filmleri bozmaz demişlerdi ama işte bakın bozmuş / asistan filmleri güneşin altında bırakmış / fotoğraf makinesi meme yapmış. Ben ne yapabilirim?

Ş: Patron, her zaman düzgün çeken adam niye bu defa çuvallasın? Ben kesinlikle masumum. Bu yeni makinenin CCD’si kötüymüş / photoshop’ta hatalı convert işlemi yapmış / ekran kalibrasyonu kötü / baskılar kötü yapılmış / havaalanında X-ray manyetik kayıtları bozmaz demişlerdi ama işte bakın bozmuş / asistan makineyi cep telefonunun yanında bırakmış / fotoğraf makinesi meme yapmış. Ben ne yapabilirim?

.

E: Efendim, şimdi sizin bu film Meksika pazarı için üretildiğinden, bizim burada hazır printer set-up ayarları yok. Biz en yakın kanaldan bastığımızda da böyle oluyor. Ya buna katlanın ya da filminizi bırakın, sizin için yeni set-up yapalım. Ama çarşambayı bulur, ayrıca ekstra alırız. Nasıl? Efendim, agrandisör baskısının düzgün olması birşey ifade etmez. Önemli olan minilab baskısı.

Ş: Efendim şimdi sizin bu makine Meksika pazarı için üretildiğinden, bizim kart okuyucu da farklı bir sotveer kullandığından, görüntüler böyle abuk sabuk oluyor. Ya buna katlanın ya da makinenizi bırakın, servise gönderip beynini değiştirtelim. Ama çarşambayı bulur, ayrıca epeyce de tutar. Bakın güzel makinelerimiz de var. Aynı hesaba gelir yani. Nasıl? Sizin evdeki ekranda düzgün görmeniz birşey ifade etmez. Önemli olan bizim kart okuyucu.

.

E: Alo? Ne? Hala ulaşmadı mı? Biz diaları kuryeye vereli beş saat oluyor. Biraz daha bekleyin. Neredeyse gelir. Ben o arada kurye servisini aratayım, size geri döneriz.

Ş: Alo? Ne? Hala ulaşmadı mı? Biz görüntüleri e-mail ile yollayalı onbeş dakika oluyor. Biraz daha bekleyin. Neredeyse gelir. Ben o arada server durumunu kontrol edeyim, size geri döneriz.

.

E: Dedeciğim, tabii yollarım sana çektiğim fotoğrafları. Elim dolu, sen şimdi bana şu sigara paketinin üstüne adresini bi yaz hele. Ne? Okuman yazman yok mu? E, torununun da mı yok?

Ş: Dedeciğim, tabii yollarım sana çektiğim fotoğrafları. Elim dolu, sen şimdi bana şu sigara paketinin üstüne e-mail adresini bi yaz hele. Ne? E-mail adresin yok mu? E, torununun da mı yok?

.

E: Hanımefendi, evet biliyorum pazartesiye yetişir demiştim ama, inanılmaz sorunlar yaşıyoruz. Gece banyo tankına böcek girmiş, sen git takviye pompalarını tıka, bütün dengeler bozuldu.Yüzlerce litre banyoyu döktük. Bütün tanklar temizlendi felan, hepsi baştan hazırlanıyor. Bugün son ayarları yapıyoruz, ancak ondan sonra. Çok özür dilerim yani, altüst olduk, sormayın.

Ş: Hanımefendi, evet biliyorum pazartesiye yetişir demiştim ama, inanılmaz sorunlar yaşıyoruz. Gece ana bilgisayara virüs girmiş, sen git netvörkten bütün sistemi kilitle, bütün harddiskler bozuldu.Yüzlerce müşterinin bekapları silindi. Bütün harddisklere format felan atıldı, hepsine baştan sistem kuruluyor. Bugün son ayarları yapıyoruz, ancak ondan sonra. Çok özür dilerim yani, altüst olduk, sormayın.

.

E: Orijinal negatifleri mi? Aa, yok, kesinlikle veremeyiz. Prensip olarak yani. Siz gerektiğinde yine bize bastırabilirsiniz. Bak kaç yıllık negatif arşivi var burada. Hiçbir şey olmaz. Merak etmeyin.

Ş: Orijinal CD mi? Aa, tabii ki verebiliriz. Yap oğlum logolu bi set 640’a 480 olarak. Hiç sorun değil! Siz gerektiğinde yine bize bastırabilirsiniz. Bak kaç gigabaytlık CD arşivi var burada. Hiçbir şey olmaz. Merak etmeyin.

.

E:

– Beyefendi, tabii anlıyorum eşinizin fotoğraflarını sormadan vitrine koymuş olmamız büyük bir hata. Bunun için de çok özür dileriz ama patron tatilde, vitrinin anahtarı da onda, 15 günden evvel de dönmez. Ne yapayım yani?

– Bilemiyorum artık, ne yaparsanız yapın. Kırdırtmayın bana şimdi camı çerçeveyi!

Ş:

– Beyefendi, tabii anlıyorum eşinizin fotoğraflarını sormadan web sitemize koymuş olmamız büyük bir hata. Bunun için de çok özür dileriz ama patron seyahatte, ftp şifreleri de onda, 15 günden evvel de dönmez. Ne yapayım yani?

– Bilemiyorum artık, ne yaparsanız yapın. Kırdırtmayın bana şimdi domain’inizi, şifrenizi mifrenizi!

.

E: Şey Bey, dağın başında eksi bimnemkaç derecede makinenin ışıkölçeri falan hep gitti. Hiçbir sistemi çalışmıyor. Soğuktan bütün gresleri bırt olmuş. Sonuç da işte bu. Çok üzgünüm.

Ş: Şey Bey, dağın başında eksi bimnemkaç derecede dijital makine çalışmadı. Açılmadı bile. Bunun üzerine eski usul makineye döndük. Onun da ışıkölçeri falan hep gitti. Hiçbir sistemi çalışmıyor. Soğuktan bütün gresleri bırt olmuş. Sonuç da işte bu. Çok üzgünüm.

.

E: Ah güzelim, sorma neler oldu. Ben fotoğrafı masanın üstüne koymuştum. Pencere de açıktı. Kedi, sen gir içeri, doooğru gel, fareyle oynar gibi işte bu hale getirmiş, bir de üstüne çiş etmiş!

Ş: Ah güzelim, sorma neler oldu. Ben fotoğrafı masaüstüne koymuştum. Photoshop penceresi de açıktı. Kedi, sen gir içeri, doooğru gel, fareyle oynadığı gibi işte bu hale getirmiş, bir de üstüne save etmiş!

.

İşte böyle efendim. Bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Zaten insan tabiatı gereği, kendiliklerinden çoğalacaklardır. Kalın sağlıcakla, bir mazeretim çıkmazsa tekrar görüşürüz.

Negatifadam

(Bir zamanlar Photoline  dergisinde yayınlanmıştır)

Written by Orhan Cem Çetin

28 Ocak 2011 11:33

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: