postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Archive for Eylül 2012

Gevende

with one comment

Written by Orhan Cem Çetin

23 Eylül 2012 at 01:47

çektim i_shot, müzik kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , , , ,

with one comment

Written by Orhan Cem Çetin

21 Eylül 2012 at 22:16

çektim i_shot, çevirdim, eksizaman minustime kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Önce kim? // Who is going to be the first?

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

18 Eylül 2012 at 23:57

skandal kategorisinde yayınlandı

Mükemmel bir gün // Such a perfect day

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

16 Eylül 2012 at 20:32

çektim i_shot, benim_sanat my_art kategorisinde yayınlandı

Tagged with

Gözde emniyette olmadığını düşünüyor // Gözde believes she is not safe

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

15 Eylül 2012 at 03:05

çektim i_shot, benim_sanat my_art, Yeni Çağ / The New Age kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

İt dalaşı // Dogfight

with one comment

Written by Orhan Cem Çetin

15 Eylül 2012 at 02:45

çektim i_shot, benim_sanat my_art, Yeni Çağ / The New Age kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

“Park Halinde” Seul’de // “Parked Position” at Seul

with 2 comments

Yeni Çağ / Park Halinde (2011, 100×150 cm Lambda Print Diasec)
“Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea” sergisinde.

TÜRKİYE’DEN ÇAĞDAŞ SANATIN SON DÖNEM ÖRNEKLERİ GÜNEY KORE’DE ULUSLARARASI SANATSEVERLERLE BULUŞUYOR

Türkiye’den çağdaş sanatın uluslararası platforma taşınması için çalışmalarını sürdüren Contemporary Istanbul önemli bir uluslararası sergiye imza atıyor. 6-26 Eylül 2012 tarihleri arasında düzenlenecek olan “Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea  (Karşılaşmalar: Türk Çağdaş Sanatı Kore’de)” adlı sergide başarılı genç sanatçıların ve dünya çapında saygınlığa sahip Türk sanatçıların eserleri ilk defa geniş kapsamlı bir seçki ile Güney Kore’nin başkenti Seul’de yer alacak. Uzakdoğu’nun en güçlü kültür ve finans merkezlerinden biri olan Seul’de düzenlenecek serginin Türk çağdaş sanatının uluslararası ölçekteki değerini artıracak.

Güney Kore’nin başkenti Seul’de 5-26 Eylül 2012 tarihlerinde gerçekleşecek “Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea (Karşılaşmalar: Türk Çağdaş Sanatı Kore’de)” sergisi Türkiye’den çağdaş sanatı Uzakdoğu’nun kültür ve finans merkezlerinden biri olan Seul’de tanıtmayı ve Kore’de Türkiye çağdaş sanat alanında pazar yaratmayı amaçlıyor. Sergide başarılı genç sanatçılar ile beraber bugünün sanatına yön vermiş 54 sanatçının yaklaşık 100 eseri yer alacak.

 Özellikle 1990 sonrasında üretilen sanat eserlerine yer verilecek sergi, Türkiye’de çağdaş sanatın somutlaşmaya başladığı, sanatçıların kendi dillerini yarattıkları, dünyada tanınmaya başladıkları ve Türkiye’de sanatın modernden çağdaşa geçtiği bir döneme ışık tutuyor. Son dönem üretilen işler ise bu dönemi, çatışmaları ve farklılıkları tüm zenginliğiyle yansıtmayı amaçlıyor.

 “Türkiye’den çağdaş sanatın değeri daha da artacak”

Contemporary İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli “Finans ve kültür alanlarında güçlü bir pazar haline gelen Güney Kore’de düzenleyeceğimiz bu sergi, Türk çağdaş sanatı ve sanatçıları için önemli bir platform oluşturacak. Encounters ile Türk çağdaş sanatının küresel çapta bilinirliğinin daha da artacağına, eserlerin yüksek satış değerlerine ulaşacağına inanıyorum” dedi.

 “Batıdaki en Doğulu ülke ile Doğudaki en Batılı ülkenin teması”

Serginin küratörü Hasan Bülent Kahraman sergiyle ilgili şunları söyledi: “Encounters sözcüğü hem 1950’lerden bugüne çok çeşitli düzeylerde devam eden Türkiye-Güney Kore buluşmasını ve etkileşimini anlatmakta, hem de kendi coğrafyasında sürekli olarak Doğu-Batı ikilemi yaşamış, kendi modernleşme sürecinde bütün parametrelerini Batıya göre ayarlamış Batıdaki en Doğulu ülkenin, şimdi Doğudaki en ‘Batılı’ ülkeyle olan temasını vurgulamaktadır. Serginin en önemli yanı Türk sanatının ‘çocukluk hastalıkları’ndan kurtulduğunu gösteren yapıtlardan oluşması.’

 Türkiye’den çağdaş sanatın sanatının güçlü isimleri de Kore’de

“Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea” sergisinin bir diğer bölümü olan “Transitions: From Modern to Contemporary”de ise Türkiye’den çağdaş sanata yön veren çok güçlü isimlerin eserleri yer alacak. Dünyanın önemli müzelerinde koleksiyonlara kabul edilen, Türkiye sanat üretiminin dünyada yer edinmesini sağlayan ve günümüzdeki çağdaş sanatın oluşumuna katkıda bulunan Burhan Doğançay, Komet, Erol Akyavaş gibi sanatçıların yapıtları, serginin “Transitions” başlıklı bölümünde sanatseverlerle buluşacak.

 Kore’de sanat dolu bir ay: Gwangju Bienali, KIAF Sanat Fuarı ve

Seul Medya Sanatları Festivali

“Encounters: Turkish Contemporary Art in Korea” sergisi Kore’de uluslararası sanat etkinlikleriyle aynı dönemde gerçekleşecek. Dünyaca ünlü Gwangju Bienali bu yıl 7 Eylül – 11 Kasım tarihleri arasında “Roundtable” temasıyla sanatseverlerle buluşacak. “Encounters” ile aynı tarihlerde gerçekleşecek bir diğer etkinlik ise KIAF Uluslararası Sanat Fuarı.  13 – 17 Eylül tarihleri arasında Seul’de gerçekleşecek KIAF, dünya çapında binlerce sanatseveri Seul’da bir araya getirecek. Diğer bir etkinlik olan Uluslararası Medya Sanatları Bienali ise 11 Eylül – 4 Kasım 2012 tarihleri arasında gerçekleşecek.

Ara Square’deki sergide şu sanatçıların eserleri yer alacak:

Ardan Özmenoğlu, Aslımay Altay Göney, Arslan Sükan, Ayça Telgeren, Bahar Oganer, Bedri Baykam, Burçak Bingöl, Burcu Aksoy, Burcu Perçin, Burhan Doğançay, Can Kurucu, Can Ertaş, Cevdet Erek, Çınar Eslek, Deniz Üster, Ebru Uygun, Ekrem Yalçındağ, Elif Uras, Elif Boyner, Erol Akyavaş, Ferhat Özgür, Filiz Azak, Gökçe Erhan, Haluk Akakçe, Hüsamettin Koçan, Ilgın Seymen, İrem Tok, Jale Çelik, Kemal Seyhan, Kezban Arca Batıbeki, Komet, Maide Bulak, Murat Germen, Nazif Topçuoğlu, Nejat Satı, Nermin Er, Nezaket Ekici, Orhan Cem Çetin, Osman Dinç, Seçkin Pirim, Sevim Sancaktar, Seydi Murat Koç, Seza Paker, Sıtkı Kösemen, Sümer Sayın, Tuğberk Selçuk, Yaşam Şaşmazer, Yağız Özgen, Yeşim Akdeniz, Yıldız Şermet, Zeynep Kayan.

Contemporary İstanbul basın duyurusundan.

Written by Orhan Cem Çetin

06 Eylül 2012 at 12:46

Bu aralar neyi çalışıyorsunuz bakalım?

leave a comment »

2004 yılında yazmışım.

O tarihlerde düzenli olarak “tekno mizah” yazıları yazdığım bir dergi, iç karartıcı mı bulduklarından nedir, yayınlamayı bir bahaneyle reddetmişti. Ardından gelişen gergin diyalog sonunda dergi ile yollarımızı ayırdığımız için de sinirlenip bir tarafa kaldırmıştım. Epeydir burada paylaşmak için arıyordum, sonunda buldum.

İyi okumalar.

Bu aralar neyi çalışıyorsunuz bakalım?

Fotoğrafçılar meclisinde söz dönür dolaşır, sonunda kimin hangi fotoğrafları çekmekte olduğuna gelir. Bunun adı da “bilmemneyi çalışmak”tır.

– Eee? Son günlerde neyi çalışıyorsun?

– Ben balıkçıları çalışıyorum.

– Öyle mi! Ben de balıkları çalışıyorum.

– Ben terk edilmiş mekânları çalışıyorum.

– Ben seyyar dondurmacıları çalışıyorum.

Gözleri, dudakları, hatta göbek deliklerini, akla hayale gelmedik konuları “çalışan” fotoğrafçılar var. Siz bu aralar neyi çalışıyorsunuz? Neyi fotoğrafı çekilmeye değer buluyorsunuz? Ve neden? El değmemiş bir konu bulmak üzere mi başlıyor arayışınız, yoksa ihmal edilmiş bir toplumsal yaraya parmak basmak mı amacınız? Tersinden söyleyecek olursak, bir konuyu çalışmak ona paye vermek, onu önemsemek, onu seçkin, seçilmiş, ayrıcalıklı kılmak mı oluyor?

28 Ocak 2004 tarihli Posta gazetesi duruyor önümde. Gazetenin sloganı “Türkiye’yi ve insanları çok seviyoruz”. Tam orta yerde bir haber: “Tek fotoğrafı var, o da ölü.” Söz konusu tek fotoğraf da orada nitekim. Erzurum’da, okul dönüşü donarak ölen Hüseyin Şahan’ın (13) “hayattaki” tek fotoğrafını, kurtar(ama)ma ekipleri çekmiş. Habere göre Hüseyin Şahan parasızlıktan tek bir kare fotoğraf çektirememiş o güne kadar. Bu hiçbir zaman göremeyeceği fotoğrafının çekilebilmesi için sıradışı bir ölümle noktalaması gerekmiş hayatını.

Hiçkimse durduk yerde bedavadan “çalışmamış” Hüseyin Şahan’ın sıradan hayatını, dudaklar, göbek delikleri, kulak memeleri dururken. Gazetenin sayfalarını çeviriyorum. Bakalım kimlerin, nelerin fotoğrafı çekilmeye değer bulunmuş dünya gözüyle, Allah korusun, ölmelerine gerek kalmadan. Seren Serengil ve cezaevinde dünya evine girdiği Cengiz İmren, Hüseyin Şahan haberinin hemen yanıbaşında, dalgın dalgın objektife bakıyorlar. Onların altında da Cem Yılmaz’ın sahte cips imalatçısı pozu. Sayfayı çevirince iş iyiden iyiye çığrından çıkıyor. Hülya Avşar’ın silikonlu diz kapakları, mucize Japon otomobilleri, fark yaratan gömlekler, farklılığınıza yaraşır kokular. Evet, kokunun bile fotoğrafı çekilmiş. İlerleyen sayfalarda, bir kilit firması bastırmış parayı, yarım sayfa ilan vermiş. Anahtar deliğinin fotoğrafı çekilmiş de Hüseyin Şahan’ın çekilmemiş. Yazar kasa, şok fiyata koşu bandı, uçan çizme, popçu, topçu, sosyete gülü, Boğaz Köprüsü’nün aşınan halatı, çalınan yılkı atları bile çalışılmış da Hüseyin’in henüz ölme fırsatı bulamamış olan arkadaşları çalışılmamış.

İlginç bir haber gerçekten. Kendisini teyit eder nitelikte. Sanki burada asıl mesele bir çocuğun okul yolunda yok yere hayatını kaybetmesi değil de, o güne dek hiç fotoğrafının çekilmemiş olması. Bu okulun tek öğrencisi Hüseyin miydi? Sadece onun kullandığı yolda mı donma tehlikesi vardı? Hüseyin’in okul arkadaşlarının, öğretmenlerinin, ailesinin haber olmak, fotoğraflanmak, içinde bulundukları adaletsizlikle gündeme gelmek için donarak ya da açlıktan ya da bir başka sudan sebeple ölmeleri mi gerekiyor? O saatten sonra fotoğrafları çekilse ne olur, çekilmese ne olur.

Hoş, çalışılan konular çalışılınca ne oluyor? Sadece güzelliğin, estetiğin, “grafiksel hazların çalışıldığı” iyi huylu projeleri zaten hiç dokunmadan bir tarafa bırakıyorum. Öte yanda dünyayı değiştirme, adalet sağlama, toplumsal duyarlık oluşturma iddiası taşıyan, kaybolan kültürel değerlerden tutun da emek sömürüsü, toplumsal baskı vb. konulardaki fotoğraf projelerinin sadece birer fotoğraf projesi olarak kalmaları, üstelik “çalışılmış” damgası yüzünden bir daha kimsenin o konuya elini sürmemesi, ortaya çıkan ürünlerin sadece fotoğrafçılar arasında paylaşılmaları ve bana göre böyle bir içerik için Türkiye’de henüz en yanlış mecra olan sanat galerilerinde sergilenmeleri son noktada neye yarıyor?

Fotoğraflarda gözler önüne serilen adaletsizliğe, haksızlığa karşı kitlesel tepki, aksiyon, muhalefet beklenirken, çoğu kez fotoğrafçıya yönelik yoğun bir takdir ile sonuçlanıyor proje. “Helal! Ne konu bulmuş be!” Tıpkı çağdaş habercilikte haberin yapılışının, yapılmış olmasının, haberin yerine geçmesi gibi.

Ne var ki suistimal insanın doğasında var. En küçük bir zaaf, üstü açılınca hemen mikrop kapar.

Eğer biz, yediklerimizin lezzetine ve görünüşüne besin değerinden daha fazla önem vermeye devam edersek, bu zavallı midemize daha çoook abur cubur ve hatta sinsi zehirler girecektir.

Afiyet olsun.

OCÇ / Şubat 2004

Written by Orhan Cem Çetin

05 Eylül 2012 at 13:10

Uyku // 1997

with 2 comments

Written by Orhan Cem Çetin

02 Eylül 2012 at 00:46

%d blogcu bunu beğendi: