postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Norah, Dolcette ve Diğerleri – 2

with one comment

Hazin tefrika

 

 1. Bölüm için tıklayın

 

İkinci gece sınıra yaklaşmışlardır. Aslında, biraz daha gayret etseler sınırı geçeceklerdir bile. Ancak Norah bunu gündüz gözüyle yapmak istediğini düşünür.

Gerçekte ise niyeti bir an önce rüyaya yatmaktır.

Büyük, yüksek, uçsuz bucaksız gri bir duvarın dibinde konaklarlar. Norah hemen heybesine sarılıp uykuya dalar.

Az sonra Dolcette hışımla gelir. Gözleri ıslak ve kıpkırmızıdır. “Sana tek başına gelmeni söylemiştim. Topraksız gel demiştim. Beni üzmek için mi yapıyorsun bütün bunları?” der. Uzun uzun söylenir, gözyaşı döker.

Norah yine hiçbir şey anlamaz ama Dolcette’in onun aşkıyla yanıp tutuştuğuna, bir an önce kavuşmak için dil döktüğüne kanaat getirir.

Tabii ki bütün bunlar uykusunda olmaktadır.

O sırada oradan, Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı geçer ve işemek için duvara yaklaştığında yüzünde tatlı bir gülümseme ile uyuyan Norah’ı farkeder.

Şaşı bir sineğin gözleri gibi her biri başka bir yöne doğru bakan keçiler de Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı’nın dikkatini çeker. Nasıl çekmesin?

Eğilip Norah’a yakından bakar. Norah’ın yüzünde Dolcette’in hayalinden dolayı eşsiz, kıskandırıcı bir ifade vardır. Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı bu ifadeyi Norah’ın sıkı sıkı sarıldığı heybeye ve çevresine yayılmış sayısız keçiye yorar. Yavaşça heybeyi çekip alır, yerine bilet çantasını koyar.

Zaten kötü bir gün geçirmiş olan Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı, elinde büyük bir hazine zannettiği toprak dolu heybe ile, adımlarını sıklaştırarak yoluna devam eder.

Keçiler memleket toprağı kokusunun uzaklaştığını sezerek birbirlerinden habersiz huysuzlanmaya başlarlar ve birer birer ayılıp ayaklanır, Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı’nın peşine düşerler.

Ne var ki o an olanlar olur ve Norah’ın maharetinden yoksun, üstelik durumdan habersiz olan Kötü Bir Gün Geçirmiş Olan Milli Piyango Satıcısı’nın idare edemediği, hatta idare etmeyi aklına dahi getirmediği keçiler, karanlık geceye rağmen birbirlerini görürler.

Malum; bir keçinin en tahammül edemediği şey başka bir keçidir. Binbir inatçı, üstelik tahammülsüz keçinin o an nasıl bir yaygara kopardığını varın siz hayal edin.

(Sürecek)

 

Written by Orhan Cem Çetin

09 Ocak 2015 00:33

Bir Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. […]  Önceki Bölüm için tıklayın […]


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: