postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Prangalı Hayalet

leave a comment »

Güncel SANAT Şubat 2015 
İyi okumalar.

Bir varmış, bir yokmuş.

Bu öykü de burada biter.

Belki şu daha iyi:

Bir yokmuş, bir varmış.

En doğrusu ise şu:

Bir yokmuş, bir varmış, bir yokmuş.

Gördünüz mü, zaman hakkında yazmak ne kadar kolay. Zira zaman işte bu kadar basit; yok denecek kadar basit bir şey.

Zamanın gözden kaçamayacak kadar sert ve her şeyi anlamsızlaştıran hiçliği karşısında yaşadığımız panik tüm öğretileri, aklı, hafızayı, kültürü yaratıyor ve mesela bu gazetenin çıkmasını sağlıyor.

Zamanı belleğe dayandırarak varsaymak, işte bu yüzden hayli işlevsel. Domates bitkisinin yanına saplanarak onu ayakta tutmak için kullanılan sırık kadar işlevsel. Kendisi canlı değildir, kök salmaz, meyve vermez. Görmezden gelinir ve domatesle işimiz bitince bir kenara atılır. Ama onsuz da olmaz ve daha sonra tekrar tekrar kullanılır.

Zamanın yavrusu olan bir de “an” kavramı var ki, o da en çok fotoğrafçıların işine yarıyor. Zira iki şey, ışık ve zaman olmadan fotoğraftan söz edilemiyor. İnsan icadı ve belleğin bir oyunu olan zamandan türetilen “an” gibi, esasen tek başına ışığın değil, ondan çok daha önemli bir parametre olan bakışın ürünü olan “görünüş” de sanki bizden bağımsız olarak varlığını sürdüren, fiziksel, mutlak bir olgu gibi ele alınıyor.

Oysa ne an, ne de görünüş eşyanın kendisine ait mutlak olgular değil.

Görünüş, belli bir dalga boyu aralığındaki ışığın (ki bu aralık çok ama çok dar bir aralıktır) ve karanlığın, insan görme aygıtında yarattığı bir efekt, kendi kafatasımızın içinde oluşan bedava bir gölge oyunu. Hepsi bu. Gözü taklit ederek üretilen cihazların benzer görüntüler, yani sanrının sanrısını üretmesi, -ki bundan daha doğal ne olabilir?- görünüşün, dolayısıyla gerçekliğin algımızdan bağımsız olarak varlığının kanıtı olarak gösteriliyor. Yapmayın, güldürmeyin beni.

Fotoğrafı oluşturan diğer parametreyi, yani zamanı kesin olarak tanımlamak da henüz mümkün olmamışken, onun atomu denilebilecek an neyin nesi? Zaman, fotoğrafçılara kalsa peşpeşe sıralanmış salam dilimleri gibi önümüzde uzanıyor ve biz aradan fıstıklı bir dilimi iştahla çekip alıyoruz.

Keşke öyle olsaydı. Ancak, bellek olmayan bir kainatta, sadece hal vardır. Biz bu halin içinde ya varız ya da yokuz.

An ise, olsa olsa sadece fotoğraflarda görülen ve artık var olmayan bir zaman diliminin prangalı hayaletidir.

 

Orhan Cem Çetin

Ocak 2015

 

Written by Orhan Cem Çetin

26 Şubat 2015 10:00

çektim i_shot, Pardon geç kaldım, sanat art, Yazdım I_wrote kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: