postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Archive for the ‘çektim i_shot’ Category

Harare

leave a comment »

Harare – Bilet serisinden // From the Ticket series // 2000

Dün akşam sohbette bu fotoğrafı hatırlatan Nazım Serhat Fırat‘a teşekkürlerimle.

 

Reklamlar

Written by Orhan Cem Çetin

20 Eylül 2019 at 11:52

Mermi

leave a comment »

Öğretmen çocuğu olmak zordu. O benden dört yaş büyük olduğundan bu eziyeti dört yıl fazla çekmişti. Üstelik anne-babamız dört yıl daha acemiyken başlamıştı onun okul hayatı, benimkine kıyasla.

Onlar örnek insan, erdem abidesi, mükemmel olmak zorundaydılar ya, auralarının en önemli bölümünü de biz oluşturuyorduk adeta.

Sınıfta icraatları ne kadar iyi olursa olsun, ele güne karşı başarı ölçüleri bizdik. Öyle ya, kendi çocuğunu iyi yetiştiremeyen bir öğretmenden başkalarının çocuklarını iyi eğitmesi nasıl beklenebilirdi?

Bu yüzden başarılarımız parlatılır, kabahatlerimiz dağlanarak saklanırdı.

Doğrusu ben henüz onun kadar büyük bir baskı altında değildim. Okulda zaten iyiydim. Munis bir çocuktum. Şikayetler daha çok ağabeyimden yanaydı.

Muhtemelen benim daha iyi olmam da herkes için bir baş ağrısı kaynağıydı. Bu ailede, istenene en azından yaklaşan birisi olabiliyordu işte. O halde ağabeyim neden böyle haylaz, derslerinde vasat, arkadaşlıklarında hırçındı?

Evimiz küçüktü. Onunla aynı odayı paylaşıyorduk. Uyku öncesi sohbetlerimize doyamazdım. Ona anlatacak, danışacak çok şeyim olurdu. Ve onun hikâyeleri… Annemin, hele babamın asla duymak istemeyeceği, benim ise hayranlıkla, gıpta ederek, film izler gibi dinlediğim küçük maceralar. Ben her defasında hikâyenin sonunu duyamadan uyuyakalırdım. Böylece sohbetimiz sabırsızlıkla beklediğim bir sonraki geceye devrederdi, tıpkı bin bir gece masallarında olduğu gibi.

Ta ki o tuhaf, o unutulmaz, dokunaklı geceye kadar. Belki de esrarengiz bir sezgiyle aniden uyanmıştım. Belki hep uyanıyordum ama uyku beni hemen geri alıyordu, hafızamın da sessizce üstünü örterek. Ne var ki bu defa öyle olmadı. Cılız bir ışık ve belli belirsiz hıçkırıklar, iç çekişler uykunun sislerini dağıttı. Kıpırdamadan durdum. Korku içinde dikkat kesildim. Kötü bir rüyada olmadığıma kanaat getirdiğimde gizlice baktım ve onun sırtını gördüm. Kâğıttan bir külah ile masa lambasını gizlemiş, önündeki deftere bir şeyler yazıyordu. Ara sıra titriyor, kesik kesik hıçkırıyor, derin soluklar alıyordu.

Aniden bana doğru dönünce hemen gözlerimi yumdum ve bir daha açmaya cesaret edemedim.

Ertesi gün eve ondan önce gelmemi fırsat bilerek kitaplığı didik didik ettim ve sonunda defteri buldum. Kısa bir tereddütten sonra son yazılanları okudum. Korktuğumdan da korkunçtu yazdıkları. Dedemizden kalan tabancadan söz ediyordu. Bu işkenceye bir son vermeye karar vermişti. Benim kahrolacağımı bilmek bile onu durduramayacaktı.

Dehşet içinde defteri yerine koyup, bu defa mutfakta az kullanılan bir çekmecenin arkalarında güya saklanmış olan tabancayı buldum. Paslı bir altıpatlardı bu. İçinde de tek bir mermi vardı. Mermiyi hemen cebime attım ve hayatın normale dönmesini umdum.

Takip eden günlerde ağabeyim biraz durgundu. Bir düş kırıklığı yaşıyor gibiydi. İlk fırsatta defteri bir kez daha yokladım. Merminin kaybolduğunu, buna akıl erdiremediğini, bunun muhtemelen ilahi bir mesaj olduğunu yazmıştı. Daha sonra defter de ortadan kayboldu zaten.

Ben mermiyi o gün bu gündür saklıyorum. İçinde ağabeyimin ömrü var. O ise başka bir yol seçti. Daha uzun ve dolambaçlı bir yol. Okul ve daha sonra iş hayatında daha da başarısız oldu. Onu çok mutsuz eden ilişkiler yaşadı. Sağlığını umursamadı, hayatı pas tuttu ve erkenden göçüp gitti.

Mermi ağabeyimden daha uzun ömürlü olmuş, ben ise onun hayatını kurtardığımı zannetmiştim çocuk aklımla.

 

Aralık 2016

Written by Orhan Cem Çetin

04 Ağustos 2019 at 18:49

Emek ve Dayanışma Günü // Labor and Solidarity Day

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

01 Mayıs 2019 at 15:14

çektim i_shot kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Bookbound

leave a comment »

2 Ekim – 15 Kasım 2018 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi‘nde izlenen, küratörlüğünü Eda Yiğit’in yaptığı solo sergim Sahne Arkası‘nı oluşturan işleri paylaşmaya devam ediyorum.

Aşağıdaki seri, Türkiye’nin önde gelen matbaalarından Ofset Yapımevi‘nin sipariş ettiği yaratıcı bir çalışmadır. Fotoğrafların her birinde, Ofset Yapımevi’nin MoMA, Aperture, ve Magnum gibi prestijli yayıncılar için basmış olduğu kitap veya dergilerden biri kullanılarak, içeriğin ve tasarımın çağrışımları doğrultusunda oluşturulmuş mikro sahneler görülmektedir. 2015 yılında üretilmiş olan seri daha önce Frankfurt Kitap Fuarı ve ArtIstanbul Sanat Fuarı’nda görülmüştür. Sahne Arkası’nda yalnızca ilk 6 iş sergilenmiştir.

I continue to share works from my latest solo Backstage at Evin Art Gallery, curated by Eda Yiğit between 2 October – 15 November 2018)

The below series (Bookbound / 2015) is a creative project commisioned by Ofset Yapımevi, one of the leading printing companies in Turkey. In each photograph, there is a micro scene created using one of the books or magazines printed by Ofset for prestigious publishers such as MoMA, Aperture and Magnum and inspired by the content and design of the publication. Only the first 6 works have been shown at Backstage.

 

 

 

 

 

 

 

 

İstanbul’un Fosilleri // Fossils of Istanbul

leave a comment »

İstanbul’un zeminine yapışıp fosilleşmiş çöplerin kendilerinden daha ömürsüz Polaroid transfer kopyalarının kopyalarıdır. (1994)

Polaroid transfer copies of copies of trash, stuck and fossilized on Istanbul’s surface, which are much less durable than what they depict. (1994)

 

(2 Ekim – 15 Kasım 2018 tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi‘nde izlenen, küratörlüğünü Eda Yiğit’in yaptığı solo sergim Sahne Arkası‘nı oluşturan işleri paylaşmaya devam ediyorum.)

I continue to share works from my latest solo Backstage at Evin Art Gallery, curated by Eda Yiğit between 2 October – 15 November 2018) 

 

 

 

 

Written by Orhan Cem Çetin

17 Ocak 2019 at 13:18

Böyle Fotoğraflar Yok // There Are No Such Pictures (2018)

leave a comment »

2 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi‘nde izlenen, küratörlüğünü Eda Yiğit’in yaptığı solo sergim Sahne Arkası‘nı oluşturan yeni işleri burada paylaşmaya başlıyorum. Bu seri, her biri bir fotoğrafı tasvir eden 6 el yazması metinden oluşmaktadır ve ilk kez 1997 yılında sergilediğim 8 parçanın devamıdır. İyi seyirler/okumalar.

There Are No Such Pictures is a textual work from my latest solo Backstage at Evin Art Gallery, curated by Eda Yiğit. This is a six piece series, comprised of handwritten texts, each describing a photograph, a continuation of the 8 pieces I had written in 1997. I am terribly sorry that no translation of the texts themselves are available at this moment. (I will be much grateful to anyone who would volunteer for this task.)

Ayak6 18 yıl sonra Evin’de. // Ayak6 is now at Evin 18 years after it was first performed.

leave a comment »

 

 

Ayak6 / Orhan Cem Çetin / 2018

İlk kez 2000 yılında Boğaziçi Üniversitesi Sanat Bayramı sırasında iki farklı noktada gerçekleştirdiğim, asfalt yol üzerine Polaroid T59 emülsiyon transferi eylemini 2 Ekim akşamı Evin Sanat Galerisi‘nde, Sahne Arkası başlıklı sergimizin açılışında tekrarladık. Kullandığımız fotoğraf da yine 2000 yılında, Maslak’taki stüdyom Hezarfen Fotografya’da Sinar F2 ile çektiğim, ilk eylemde kullandığım fotoğrafla aynı seriden 4×5″ boyutunda bir Polaroid T59 idi. Fotoğrafta tabii ki Figen Evren oynamıştı. Bu iş de ilki gibi kısa sürede yok olacak, zira galerinin zeminine uygulandı. 3 Kasım 2018’e kadar, geriye ne kaldıysa görebilirsiniz. Neyse ki görecek, dinleyecek ve okuyacak başka şeyler de var.

Sahne Arkası / Backstage / 02.10 – 03.11.2018

%d blogcu bunu beğendi: