postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Archive for the ‘TutKeep’ Category

Ondan biraz korkuyorum // This bottle really scares me

with one comment

Bir grup yabancıyla birlikte, pek de tekin olmayan bir bölgede, geniş bir arazide yürüyorduk. Önce boş fişek kartuşları, sonra da bu metal şişeyi buldum. Defalarca üstüne basılmış gibiydi. İçinden ne çıktığına dair ise hiçbir belirti, bir yazı ya da işaret yoktu.

Bu nedenle ondan biraz korkuyorum aslında.

 

We were miles away from the nearest town, slowly walking down a rocky hillside. I picked up two red colored and undersized rifle cartridges before noticing this trampled upon aluminum bottle.

I had immediately assumed that it used to contain some kind of an explosive; probably because I instinctively associated it with the cartridges.

In fact I haven’t got the slightest idea about what came out of it.

This bottle really scares me.

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

15 Şubat 2015 at 00:44

Dönen şeyler // Things that rotate

with one comment

Dönen şeylere saatlerce, belki günlerce gözümü ayırmadan bakabilirim.

Yeter ki dönmeye devam etsinler.

 

Things that rotate; they mesmerize me.

I could keep looking at them forever.

But they can never rotate long enough.

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

19 Aralık 2014 at 00:54

çektim i_shot, benim_sanat my_art, TutKeep, Yazdım I_wrote kategorisinde yayınlandı

Tagged with , , ,

Plastik yüzük // The toy ring

leave a comment »

Ünlü bir Avrupa kentinin sokaklarında saatlerdir yürüyorduk. Haftasonuydu. Bir adres arıyorduk ama elimizdeki haritaya göre orada olduğumuza rağmen bir türlü bulamıyorduk.

Sigara içmek ve düşünmek için durduğumuz bir köşede, alçak bir duvarın üzerinde, kağıt parçalarının üzerinde duruyordu bu yüzük. Laf olsun diye parmağıma takmaya çalıştım ama uymadı. Sol elimin küçük parmağı bile fazla kalındı.

Yerine bırakmak istediysem de, onu oraya bırakan çocuğun geri döndüğünde yaşayacağı düşkırıklığını tahmin edebilsem de, cebime atıverdim.

Yolumuza devam ettik sonra.

Adresi bulamadık. Yüzüğü de hemen unutmuşum, dönüşte ceplerimi boşaltıncaya dek.

 

We were desperately looking for an address on a fine Sunday morning at a remote neighborhood of a famous European city. There were hardly anybody around.

Somehow the shop we were looking for was not at the spot it was supposed to be.

We were standing at a crossing, smoking aggressively, trying to decide what to do next.

Then I noticed this tiny, worn-out toy ring, probably lost in a childish gamble. The winner couldn’t care less. I immediately picked it up. Tried it on my smallest finger but it wouldn’t fit.

Today I regret having removed it from the threshold it belonged to.

The pieces of torn paper. I could have taken them with me too.

Plastic rings remind me of that particular city and vice versa.

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

05 Aralık 2014 at 00:50

çektim i_shot, benim_sanat my_art, TutKeep, Yazdım I_wrote kategorisinde yayınlandı

Tagged with ,

Yarısı boştu // Half full

leave a comment »

O zaman en uzun uçak yolculuğumdu. Kocaman bir Airbus’tı. Yarısı boştu.

Uyku uyanıklık arasında, hiç durmaksızın içerek onunla karşılaşacağım anı hayal etmeye çalışıyordum.

Ona neden aşık olduğumu hatırlamaya çalışıyordum.

Hatırlayamadım.

Takip eden günler hiç kolay değildi.

Sonrası daha da kötüydü.

Bir tane de bunun gibi teneke bukalemun olması lazım.

Herhalde o almış.

 

It was my longest flight so far.

I kept changing my seat in the half full Airbus.

I was chewing on the stuff I had managed to take on board and thinking real hard for hours in perfect isolation to be able to find out why I used to love her.

I couldn’t.

What followed was even worse.

I miss the 7up chameleon she removed from my shelf.

 

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

20 Ekim 2014 at 00:54

Çakıl taşları // “Just take a pebble and cast it to the sea…”

leave a comment »

Çakıl taşları.

Her biri ayrı bir yolculuğun anısını taşır.

Hangisi hangisinin, işte onu hatırlayamam.

 

“Just take a pebble and cast it to the sea…”

Unforgettable song by Greg Lake.

Remember him?

 

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

26 Eylül 2014 at 00:40

çektim i_shot, benim_sanat my_art, TutKeep, Yazdım I_wrote kategorisinde yayınlandı

Tagged with , ,

MYRKA

with one comment

Yıllarca kapalı durdu.

Bana zaten kapalı gelmişti.

İçini bilememek, açmaya kıyamamak hoşuma gidiyordu.

MYRKA.

Hangi dangalak büyünü bozdu?

Ah Myrka, içini biliyorum artık.

 

MYRKA.

A closed, sealed box for years.

It had already defeated, resisted so many tempted owners before it finally came to me.

I liked the fact that I had no idea about what the inside looked like.

I still remember the moment when the battle ended and the seal broke so easily.

Oh, you S.O.B.

Will never forgive you.

 

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

13 Eylül 2014 at 01:28

çektim i_shot, benim_sanat my_art, TutKeep, Yazdım I_wrote kategorisinde yayınlandı

Tagged with

Teşekkürler abi. // Thanks brother.

leave a comment »

Babamın Paris’ten getirdiği, bateri çalan bir kurgulu gorilim vardı. Bayılıyordum ona. Kurulunca gerçekten canlandığına inanıyordum. Tek amacı beni eğlendirmek olan, minik, zararsız, sevimli bir arkadaş.

Abim ise yeşil renkli lastik bir timsahla yetinmek zorunda kalmıştı. Herhalde bu düşkırıklığının etkisiyle bir sabah gorilimi gözlerimin önünde parçaladı.

Yok yere.

O dehşet verici anı asla unutamayacağım. Gorilimin yumuşacık kadife derisi yırtıldığında içinden iğrenç bir toz ve yağ karışımı ile kaplanmış paslı yaylar, dişliler, mafsallar görünmüştü.

O an tiksindim gorilimden.

Teşekkürler abi.

 

I had this clockwork gorilla who played a tiny set of drums. My father had brought it to me from a business trip.

I simply loved it. I truly believed that it came to life when it started moving. It was my best companion, my exchange for sleep.

My brother on the other hand had to settle for a small green rubber alligator.

Probably because of his frustration, he decided to torture me and vandalised my gorilla in front of my eyes.

I will never forget that horrifying moment when the poor creature’s smooth velvet chest was ripped open and I could see the gears and wheels and levers and springs covered with a disgusting mixture of grease and dust.

I puked on the spot. My affair with the gorilla was immediately over.

Thanks brother.

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

01 Eylül 2014 at 02:06

%d blogcu bunu beğendi: