postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Posts Tagged ‘Çağrı Saray

Bu siteye erişim engellenmiştir.

with 3 comments

Bugün, tam 20 yıl aradan sonra, -üşenmeyip hesapladım- hayatımda dördüncü kez hakim karşısına çıktım.

Kapısından içeri girdiğim her adliye binası, bir öncekinden katbekat büyüktü, bunu farkettim.

Ama bu defa, hayatım boyunca içinde bulunduğum en büyük, en görkemli devlet kurumunda, Çağlayan Adalet Sarayı’ndaydım. Bina o kadar büyüktü ki, “kör adalet / gözlerimi kaparım vazifemi yaparım” manasındaki, elinde terazi tutan gözü bağlı kadın heykelinden, girişteki basamakların yanlarına bir değil iki tane dikmek zorunda kalmışlardı.

Bir ülkenin en büyük binalarından birinin adliye binası olması beni hayli tedirgin etti. Meğer ne kadar şikayetçiymişiz birbirimizden.

Neden oradaydım? 20 Mayıs tarihinde sonlanan, katılan sanatçılar arasında benim de bulunduğum Müze İçinde Bir Müze sergisinden daha önce söz etmiştim. Sergideki en sert ve dolayısıyla belki de serginin önermesine en yakın işi yapan Elif Öner, geçtiğimiz günlerde imza karşılığı teslim edilen sevimsiz bir sarı zarf yoluyla, Elgiz tarafından mahkemeye verildiğini öğrenmişti. Sergide bir dizüstü bilgisayar ekranında izlenen, elgizmuseum.com ve proje4l.com adresli, web sitesi formatındaki işin zorla kapatılması söz konusuydu. Bunun bir heykelin yıkılması, bir kitabın tüm kopyalarının yakılması, bir resmin yırtılıp yok edilmesinden farksız olduğunu hatırlatma ihtiyacını hissediyorum.

Bugün arka sırada sessizce izlediğim duruşmanın konusu işte buydu.

Sergimizin temel nedeni, sanatçı-koleksiyoner-müze-para-vs ilişkilerinin sorunlu alanlarını, dinamiklerini deşifre etmek, açığa çıkartmaktı. Elgiz ile çatışmalar serginin açıldığı anda başgöstermiş ve hem basına hem de sosyal mecraya yansımıştı. Sergiyi neden geriye çekmediğimizi soran çok oldu. Sergiyi geri çekmedik, zira yukarıda özetlediğim gibi bu bir sergi olmanın ötesinde bir etkileşimdi ve bizler sergimizden gayet memnunduk; süreci sonuna kadar yaşamak niyetindeydik.

Bugün tanık olduğum duruşma da bana kalırsa sergi sürecinin en kritik aşamalarından biriydi. Sergiyi küratör Fırat Arapoğlu dahil olmak üzere 13 kişi biraraya gelerek gerçekleştirmiştik. İşler takvim gereği salondan kaldırılmış olsa da çatışma sürüyordu. Gel gelelim, bugün sergiyi yapan gruptan Elif Öner (haliyle), Çağrı Saray ve bendeniz dışında kimse ortalıkta yoktu. Açılışa gelip de mahkemeye gelmeyen arkadaşlarımı, ne yapayım, açıkça yadırgıyorum. Sergiyle ilgisi olmayan, buna karşın davanın önemini ve Elif’in ruh halini kavramış olan bir avuç sanatçı arkadaşı ve bir basın mensubu ile birlikte yine de sıraları doldurduk ve galiba çok iyi yaptık.

Dava, sözde haksızca edinilmiş bir web adresinden Elgiz’in marka itibarını zedeleyen çokafadersiniz ayıp içerik sunan Elif’e karşı açılmış, ticari itibar/menfaat tecavüzü odaklı, özetle ahlak referanslı “ticari” bir davaydı.

Elif’in bir başka Elif olan avukatı, söz konusu web içeriğinin bir buçuk ay boyunca Elgiz tarafından müze mekanında sergilendiğini, bilirkişi raporunda Elgiz markalı herhangi bir ürün tanıtımı ve satış yapılmadığının belirtilmiş olduğunu anlatarak davacı tarafın kendileriyle çeliştiklerini ortaya koydu, işin bir sanat eseri olduğunu hatırlattı. Kaldı ki, Elgiz koleksiyonunda Gilbert&George, Nan Goldin, Tracy Emin gibi marjinal sanatçıların işlerinin bulunduğunu ve aynı mekanda sergilendiklerini hatırlamalıyız.

Buna karşın hakim, bir sonraki celseye kadar tedbir mahiyetinde, Elif’in söz konusu sitelerine Türkiye’den erişimin engellenmesine karar verdi. Belli ki biraz daha düşünülecek, biraz daha görüş alınacak ve ikinci celsede kesin karar verilecek.

Ben, bu kadarının bile bir skandal olduğunu ve örnek oluşturacak bu davaya sanat çevrelerinin daha fazla ilgi göstermesi gerektiğini düşünüyorum.

Reklamlar

Written by Orhan Cem Çetin

30 Mayıs 2012 at 00:47

Müze İçinde Bir Müze // Museum Inside a Museum

with 5 comments

Nisan 2012 ayında, küratör Fırat Arapoğlu’nun biraraya getirdiği sıradışı bir sergi ile bu kez Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi‘nde karşınızdayız.

5 Nisan – 20 Mayıs tarihleri arasında Proje4L/Elgiz Çağdaş Sanat Müzesi koleksiyon seçkisinde bir yenilik ile sanatseverleri karşılıyor: sürekli sergi ve değişen sergilerin yapılacağı alanda bir bölümleme. Sürekli sergi alanında Elgiz Koleksiyonu’un olmazsa olmazları sergilenirken, geçici sergi alanında yakın dönem alımları sergileniyor. 

Eşzamanlı olarak da, küratör Fırat Arapoğlu Müze İçinde Bir “Müze” sergisi kapsamında; Ali İbrahim Öcal, Alper İnce, anti-pop, Çağrı Saray, Eda Gecikmez, Elif Öner, Hülya Özdemir, İnsel İnal, Mehmet Çeper, Orhan Cem Çetin, Özlem Şimşek ve Rafet Arslan’ın yaklaşımlarıyla “müze” kavramını sorguluyor. 

Çağdaş sanatta müzelerin, galerilerin, koleksiyonerlerin, sanatçıların ve yapıtların sayısında artan bir ivme ile karşı karşıyayız. Neo-liberal ekonomi ve küreselleşmenin egemen olduğu bu süreç, İstanbul’un bir kent markası olarak planlanması, küresel bazda bir çekim gücü oluşturması ve sermaye akışını bölgeye yönlendirme amaçları bağlamında, sembolik sermayenin meşruiyet olgusunu gündeme getiriyor. 

Tüm bu dizgenin bombardımanına karşı nasıl bir strateji ile konu sorunsallaştırılabilir? İşte Fırat Arapoğlu küratörlüğündeki “Müze İçinde bir “Müze”” etkinliği tüm bu sürece dair sorgulama alanlarını ele alıyor.

Basın duyurusu yaklaşık olarak böyle. Sermaye ile sanatın ilişkisi hayli gecikmeli olarak ülkemizde de tartışılır oldu. En muhalif işlerin bile en iyi deterjan olan para ile yıkanarak ehlileştirildiği evrensel sanat piyasasına ben de bu vesile ile, dünyanın en fazla çoğaltılmış / dönüştürülmüş fotoğrafına (Korda’ya saygıyla selam çakarak) yerel bir dokunuşla yorum getirmek istedim. Hayırlı olsun.

Re/DeJenerasyon Açıldı / Now Open

leave a comment »

%d blogcu bunu beğendi: