postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Posts Tagged ‘gül

İlk önce sesinden, sonra duru bakışlarından etkilenmiştim.

leave a comment »

MONO‘dayım. Aşağıda Mart sayısı. Mayıs sayısını da kaçırmayın. @alacakaranlikoda

 

“Hızlandıkça renk değiştiren araba yapmışlar,” dedi, gözlerini tabletinden ayırmadan.

“Sahi mi?” dedim. “Ben öyle bir maraton koşucusu tanımıştım.”

Küçük bir kahkaha da atmıştım kendi şakamı beğenerek.

Bu özelliğimi sevdiğini söylerdi. Şakalarım o kadar ani oluyordu ki, ben de ilk kez duymuş, başka birisi konuşuyormuş gibi hazırlıksız yakalanıyor, kendimi belki de gerçekte olduğumdan daha komik buluyordum. Dikkatle yüzünü izledim. Gözlerindeki yansımada ekranın sürekli kayması dışında en ufak bir değişim göremiyordum. Elini belli etmemeye çalışan bir poker oyuncusu gibiydi. Zavallı gülümsemem söndükten bir süre sonra kaşlarını kaldırarak bana baktı.

“Bak, bunu dinle,” dedi hayran olduğum tozlu sesiyle. “Ünlü bir pasta şefine, henüz çırakken ustası şöyle demiş: Bir hata yaparsan düzeltmek için uğraşma, daha kötü olur. Onun yerine, üzerine bir gül koy.”

Kaşlarını kaldırma sırası bendeydi. Sanırım ilk kez sesinden çok sözü ilgimi çekmişti. Yanıt vermeden kahvemi alıp zaten bensiz başladığı kahvaltı sofrasından kalktım. O ise ekranından bana doğru sessiz ve görünmez kıvılcımlar fırlatmaya devam etti.

Birlikte yaşamaya başlamamızın yarattığı yegâne fark, bu matrak haberleri eskiden messenger ile gönderirken şimdi –güya– yüzüme, daha doğrusu duyabileceğim bir menzile söylüyor olmasıydı.

Gel gelelim, şu son haber gerçekten ilgimi çekmişti. Birkaç gün önce ilişkimiz hakkında konuştuğumuz o sıcacık ama kısa zamandan bu yana ilk kez bize dair bir ima oluşmuştu söylediklerinde.

Bir hata yaparsan, üzerine bir gül kondur…

“Ben çıkıyorum, akşam görüşürüz,” diye seslendim.

“Ben dışarıda olacağım,” diye karşılık verdi. Sesini yükselttiğinde, konuşmasını süsleyen tozların dağıldığını o an farketmiştim. “Konum atarım,” diye ekledi, “belki birlikte döneriz!”

Birlikte dönmek iyi bir fikir değildi. Yaklaşan sevgililer günü için o an yapmaya karar verdiğim küçük bir hazırlık vardı ve sürprizi bozmak istemiyordum.

Şubat 2017

 

Reklamlar

Written by Orhan Cem Çetin

17 Nisan 2017 at 23:53

Sınır Tanımayan Bitkiler // Plants Without Borders

leave a comment »

PrintPrintPrintPrintPrintPrint

Black Sea. Kaleidoscope.

Works by Florian Bachmeier (Germany), Artur Bondar (Ukraine), Orhan Cem Çetin (Turkey) and Ramin Mazur (Moldova).

11-20 November 2016 // Kösk  // Munich

Plants Without Borders

Life always prefers being near water supplies. Coastal regions around the world have therefore historically been home to civilizations and they have in turn pushed each other away to have superior access to this valuable resource, hence moving, disseminating, shifting boundaries. However, despite the resulting inevitable human mobility and forced dislocations, shifting boundaries have also mixed cultures at a profound scale.

The photo series “Plants Without Borders” by Orhan Cem Çetin, through images of commonly cultivated plants with captions in Turkish, Bulgarian, Romanian, Russian and Georgian (next to Latin), attempts to reveal the fact that despite apparent segregation in terms of national identities and culture, the peoples around The Black Sea (and the rest of the world) share habits and interests for vital ingredients that involve the survival of the human species.

We are a big family artificially compartmented and no other life form on the planet really care about the imaginary borders that us humans have drawn on land, as long as it finds a patch of soil to root into.

Gül yağı // Stinking oil of rose petals.

leave a comment »

Gül yağı.

Bunu hangi aklıevvel icat etmiş?

Ah bu koku bana ölümden başka neyi çağrıştırabilir ki?

ÖIümün parfümü. Son lüksüm.

 

 

Stinking oil of rose petals.

One good reason to be careful with this flimsy bottle.

Who the hell invented this perfume of the dead?

Why am I still keeping it so many years after the funeral?

 

Alıntı:
TutKeep / OCÇ / 2008

Written by Orhan Cem Çetin

17 Ağustos 2014 at 02:40

Yeni çektim / 29.08.2011 / Tatlılar

with 3 comments

Hep söylerim, herşeyde bir Hayır! vardır diye. Sonunda  Radikal gazetesi de bize nazikçe, daha fazla zahmet etmememizi belirtmiş. Güzel bir bayram sürprizi oldu ve Hayat ekindeki neredeyse bir yıla yaklaşan çalışmamız bugün itibariyle tatlıya bağlandı. Biz şef Didem Şenol ile benzer çalışmalar yapmayı sürdüreceğiz. Artık yeni bir macerada, yine yemek fotoğrafları ile görüşmek üzere…

Pazar yerine her nedense pazartesiye kalan bu son yazının konusu, sofraların tacı tatlılar.

Teknik:

Sigma 50mm ve 85mm f:1.4 EX DG HSM objektifler, 12 ve 20 mm uzatma tüpleri 
ile + Nikon D700
%d blogcu bunu beğendi: