postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Posts Tagged ‘Okan Kaya

KAM

leave a comment »

 

kamband_toplu_final_orhancemcetin2019_4000px

Coğrafyasına göre farklı anlamları olan KAM, Osmanlıca’da zaman, yüzyıl, sese kulak vermek; Farsça’da zevk, sefa ve dilek anlamında; Anadolu ve Orta Asya’da ise ozan, şifacı, destan anlatıcısı ve şaman olarak anlamlanıyor.
Tohumları 2010 yılında Galata’da atılan ve o zamandan bu yana emek veren elemanlarıyla fikir ve zevk olarak organik bir yapıya ulaşarak son halini alan KAM, performanslarında deneysel folk-rock ve caz ekseninde dolanan bunun yanında doğu elementlerini de aynı eksende harmanlayarak hareket eden bir müzik grubudur.

Trompet ve gitarın içiçe geçen sesleri, bas gitar ve davulun salınımı, anlatıcıya kulak vererek zaman içinde bir hal alıp onu an’a sunar.

Can Ömer Uygan / trompet, flugelhorn

Cansun Küçüktürk / elektro gitar

Okan Kaya / bas Gitar

Cihan Kahvecioğlu / davul

www.facebook.com/kamband

Okan’ı Gevende’den dolayı tanıyorum, malum, çok seviyorum. Ama yeterince bilmiyormuşum. Bir yıldan fazla oluyor. “Abi bizim bir grubumuz daha var,” dedi ve KAM’ı anlattı. Ardından Can’la ikisini canlı dinleme fırsatı da bulduk ve yine çok etkilendim. Onlara da bir fotoğraf yapmak şart oldu. Geçtiğimiz Mayıs ayında çekimleri yaptık. Yukarıda gördüğünüz -ve benim son yıllarda sıkça başvurduğum sulu boyalı kağıt negatif tekniğini iştahla kullandığım- dörtlü portre böylece ortaya çıktı. Daha doğrusu, ortaya çıktı da ortalığa çıkamadı. İlk albümü sabırsızlıkla bekledik. Eh, o da duyurulduğuna göre, sonunda burada paylaşıyorum.

Fotoğrafta çok fazla ayrıntı var. Yakından bakmak ister misiniz:

Written by Orhan Cem Çetin

15 Kasım 2019 at 02:45

Gevende // Kırınardı // Kapak Çalışması

with 2 comments

redo_gevende_redbubbles_orig_aspect_2

Pek az işi bu kadar büyük bir tatminle yaptım.

Yaz bitmişti. Okan aradı. “Yeni albüm geliyor, seninle çalışmak istiyoruz, buluşalım mı?” dedi. Sıkıntılı günlerimdi. Bundan daha güzel bir haber gerçekçi olmazdı ve doğrusu aksi de beni üzerdi. Sahiden üzerdi. Kasım ayında Beşiktaş’ta bir kafede buluştuk. Ahmet ve o gün tanıştığım Ulaş da vardı. Bana nelerden esinlendiklerini anlattılar. O sırada kesin olmamakla birlikte albümün adını söylediler. Dinletebilecekleri bitmiş kayıt da pek yoktu henüz. Ben de kendi fotoğrafçılığımda son zamanlarda nelerin ilgimi çektiğinden, neleri merak etmeye değer bulduğumdan söz ettim.

“Kırınardı”

Bu sözcüğü aklımda evirip çevirerek, o gece Ulaş’ın yolladığı SoundCloud bağlantısından son halini almamış birkaç işi defalarca dinledim.

İki hafta kadar sonra ilk fotoğrafları gösterdim. Biraz üzerinde konuştuktan sonra ikinci seti yaptım ve şu anda albümün duyurusu ile birlikte görünür olan yukarıdaki kare bu setin içinden seçildi.

Aşağıda, Kırınardı için yukarıda anlattığım süreçte, 2016’nın son aylarında yaptığım yüzlerce fotoğraftan son tura kalanları görebilirsiniz. Baştaki yeşil yaprak dokusu olanlar ilk settendir.

Gevende’ye minnettarım. Tüm sürece tarifi imkânsız güzellikte bir tat katan Ulaş’a ve albümün grafik tasarımını yapan, fotoğraflarımı boşlukta sallanmaktan kurtaran Elif’e özellikle teşekkür ediyorum.

Bu bir ticari çalışma değildi. Bir sanatçı dayanışmasıydı. Kendimizi birbirimize teslim edebilmemiz sayesinde gerçek oldu. Gevende’nin müziği bana bunları yaptırttı.

 

%d blogcu bunu beğendi: