postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Posts Tagged ‘sanatorium

Böyle Fotoğraflar Yok // There Are No Such Pictures (2018)

leave a comment »

2 Ekim – 15 Kasım tarihleri arasında Evin Sanat Galerisi‘nde izlenen, küratörlüğünü Eda Yiğit’in yaptığı solo sergim Sahne Arkası‘nı oluşturan yeni işleri burada paylaşmaya başlıyorum. Bu seri, her biri bir fotoğrafı tasvir eden 6 el yazması metinden oluşmaktadır ve ilk kez 1997 yılında sergilediğim 8 parçanın devamıdır. İyi seyirler/okumalar.

There Are No Such Pictures is a textual work from my latest solo Backstage at Evin Art Gallery, curated by Eda Yiğit. This is a six piece series, comprised of handwritten texts, each describing a photograph, a continuation of the 8 pieces I had written in 1997. I am terribly sorry that no translation of the texts themselves are available at this moment. (I will be much grateful to anyone who would volunteer for this task.)

Sahne Arkası // Backstage

leave a comment »

SAHNE ARKASI // BACKSTAGE | ORHAN CEM ÇETİN | SERGİ

2 EKİM-3 KASIM 2018

KÜRATÖR: EDA YİĞİT

Büyük Öpücük // The Big Kiss // Orhan Cem Çetin 2018

Orhan Cem Çetin Evin Sanat Galerisi’nde “Sahne Arkası” isimli kişisel sergisiyle 2 Ekim’de izleyici karşısına çıkıyor. Sanatçı şimdiye kadar ürettiği çalışmaları farklı bir bakışla incelerken, alternatif yöntemlerine yenilerini ekliyor. Ürettiği eserlerin taşıdığı anlam katmanlarını, kurgulanma biçimlerini, oluşum süreçlerini yeniden düşünerek eleştirel ve cesur bir görme biçimini inşa ediyor. Farklı dönemlerde ürettiği yeni ve görülmemiş işleriyle, fotoğrafın dünyasına incelikle dokunuyor. Sanat serüveni içinde hem bir bellek arkeolojisi hem de fotoğraf üzerine kabullenilmiş ya da kabul görmüş anlamları yerinden oynatmaya niyetleniyor.

Uzun zamana yayılan alternatif bir estetik arayışından, güzel ya da çarpıcı bir fotoğraf yapmaktan, anlamlı bir fotoğraf yapmaya uzanan bir yolculuk karşımıza çıkıyor. Bu yolculuk, varoluşla ilgili felsefi bir tartışma, estetiğin gücünden ve çarpıcılığından beslenerek bize ulaşıyor.

Video işlerin de yer alacağı sergi, açılış performansı ve sanatçı söyleşisiyle Ekim ayında sizleri bekliyor. Ayrıca Orhan Cem Çetin’in şimdiye kadar yayınlanmayan TutKeep isimli kitabı ilk kez basılıyor. 2004 yılında basılan ve baskısı tükenen Bedava Gergedan isimli kitabı ise sergi kapsamında yeniden yayınlanıyor.

Saklı çekmecelerden, bir köşede yeniden açılmak üzere bırakılmış dijital arşivden özenle seçilmiş bellek, doğa, varoluş, kader, hüzün, mülkiyet ve zaman gibi ortak kavramlar buluşuyor. Tesadüflerin evreni içine yerleşmiş hikaye ve renklerin bir araya getirilmesi için Eda Yiğit, Orhan Cem Çetin’i mercek altına alarak serginin küratörlüğünü üstleniyor.

Sergi, 2 Ekim’den 3 Kasım 2018 tarihine kadar Evin Sanat Galerisi’nde görülebilir.

Afrika // Africa // Orhan Cem Çetin 2018

Orhan Cem Çetin Hakkında

Fotoğrafçı vs.
1960 yılında İstanbul’da doğan Çetin, fotoğraf alanında kendisini yetiştirdi. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nde lisans, İstanbul Bilgi Üniversitesi Görsel İletişim Tasarımı Bölümü’nde yüksek lisans derecesini tamamladı.

İlk kişisel sergisi Tanıdık Şeyler‘i 1988 yılında açtığında, fotoğrafa alternatif yaklaşımı ile dikkat çekti. Çetin, o tarihten bu yana çok sayıda kişisel proje gerçekleştirmiş, farklı disiplinlerden sanatçılar ile birlikte çok sayıda ortak projede yer almıştır. Sanatçı, sergi, gösteri ve performanslarında kavramsal, disiplinlerarası ve cesaretli tutumu ile tanınmaktadır.

Fotoğraf editörlüğü, çevirmenlik ve fotoğraf yazarlığı da yapan, kişisel çalışmaları, denemeleri ve eleştiri metinleri farklı basılı ve on-line mecralarda yer alan Çetin, sanat çalışmalarının yanı sıra hayatını fotoğrafçılık, fotoğraf alanında danışmanlık ve fotoğraf eğitmenliği yaparak kazanmaktadır. Halen Bahçeşehir Üniversitesi Fotoğraf ve Video bölümü eğitmen kadrosundadır. Çetin, Sanatorium Galeri tarafından temsil edilmektedir.

Sanatçının 2000 yılında Karakutu Cep Fotoğraf Albümleri dizisi içinde yer alan bir mini albümü, 2004 yılında ise fotoğraf ve kara mizah içeren metinlerden oluşan kitabı Bedava Gergedan (Okuyanus Yayınevi) yayınlanmıştır.

 

Eda Yiğit Hakkında

Küratör

1984 yılında Ankara’da doğdu. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Şehir Planlama Bölümü’nde lisans, aynı okulda Kentsel Planlama programında yüksek lisans derecesini tamamladı. MSGSÜ Sosyoloji Bölümü Doktora programında kolektif bellek üzerine araştırmalarını sürdürmektedir.

2009 yılında Sabancı Üniversitesi işbirliğiyle Osmanlı Bankası Müzesi’nde sözlü tarih eğitimi alarak, sözlü tarih alanındaki birikimiyle müzecilik ve sanat alanında üretimler gerçekleştirmektedir. 2013 yılından bu yana Karşı Sanat Çalışmaları bünyesinde, 2016 yılından bu yana TÜYAP Sanat Fuarı Artist bünyesinde koordinatörlük görevini yürütmektedir. 2013 yılında “Gezi Direnişi 27 Mayıs-18 Haziran 2013”adında hazırladığı kronolojik belgeleme çalışması kitap olarak yayınlandı.

2015 yılında Evin Sanat Galerisi’nde Nuri İyem 100 Yaşında Portre sergisinde Sözlü Tarih Uzmanı olarak arşiv çalışmasını gerçekleştirmiştir.

 

Evin Sanat Galerisi
Bebek Deresi Sok. No :13
Bebek Beşiktaş İstanbul
0 212 265 81 58
www.evin-art.com 
Pazar günleri hariç her gün 11:00-19:00 saatleri arasında gezilebilir. 

 

Benimsin // I Own You

leave a comment »

benimsin__blue_coin_detail

Mavi Para (Detay) // Blue Coin (Detail)

 

 

Benimsin

Ben de seninim.

İkimizden birini oluşturan örgü tümden çözülüp, yeni sahiplenmeler kaçınılmaz olana dek.

 

 

I Own You

And you own me.

Till the lattice that forms either one of us disintegrates altogether and new appropriations become inevitable.

 

16.02.2016 – 18.03.2016
Sanatorium Gallery
İstanbul

 

 

 

 

 

Written by Orhan Cem Çetin

15 Şubat 2016 at 23:33

Sanatorium Yüce’ye Karşı // Sanatorium vs Sublime

leave a comment »

Tanrı İzin Verirse I // If God Permits I // OCÇ 2014

Tanrı İzin Verirse III // If God Permits III // OCÇ 2014

 

 

 

Tanrı İzin Verirse I ve III // If God Permits I and III
(O. Cem Çetin 2014)

 

Devamı için: 
KARMA SERGİ

YÜCE / SUBLIME

24 Haziran – 19 Temmuz 2014 

Bizi aştığını hissettiğimiz kavramlarla ve duygularla nasıl başa çıkıyoruz? Evrenin, aşkın, iktidarın, toplumun, ailenin kapsayıcı etkisinin karşısında benliğimizi nasıl kuruyoruz? Kullandığımız dil, ‘yüce olan’ karşısında deneyimlediğimiz çaresizlik, dehşet, haz, sonsuzluk gibi hisleri anlatmaya yetmediğinde ne yapıyoruz? Nefes kesici olan ile nefessiz bırakan birbirine karıştığında neler oluyor?

Sanatorium sanatçıları,Ludovic Bernhardt, Luz Blanco, Orhan Cem Çetin, Erol Eskici, Handan Figen, Ahmet Doğu İpek, Çağla Köseoğulları, Kemal Özen, Yağız Özgen, Zeyno Pekünlü, Sergen Şehitoğlu ve Sevil Tunaboylu, bu sergiyle ile, ‘Yüce’ olana dair deneyimlerini, metafizik çağrışımlardan, yücenin gündelik hayatımızda kurduğu iktidar ilişkilerine kadar çeşitlilik gösteren çok katmanlı bir zeminde izleyiciye sunuyor. 

 Serginin küratörlüğünü Elif Gül Tirben yapıyor.

(Basın duyurusundan)

Written by Orhan Cem Çetin

15 Haziran 2014 at 11:41

Gümüş Gezegen (Sanatorium / 20 Şubat – 22 Mart ’14) // Silver Planet (Sanatorium / 20 February – 22 March ’14)

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

09 Şubat 2014 at 15:37

Bellek geleceğe dairdir.

leave a comment »

Hayatta kalmaya odaklı bir yaşamın mümkün olabilmesi için, bellek sayesinde deneyimlerin güncel ve gündemde kalmaları, böylece an be an değişen koşullara uygun davranabilmek yani uyum sağlayabilmek için oluşturulan denklemlere dahil olmaları sağlanır. Bellek, geçmişi şimdi gibi gösterir. Esasen belleğin bir fonksiyonu olan zamanı, arkaya ve öne doğru uzanan, üzerinde şimdinin kayan bir nokta olarak yer aldığı bir çizgi olarak hayal ederiz. Bellek, bu çizgiyi 90 derece çevirerek karşımıza bir manzara gibi koyar ve deneyimleri eşzamanlı hale getirir. Bu beceri olmasaydı, sıralı verileri bütünlük içinde algılamamız mümkün olmazdı. Örneğin müzik dinleyemez, ezgileri kavrayamaz, bu cümlenin sonuna yaklaşırken başını çoktan unutmuş olur, ne söylendiğini kavrayamazdık.

Ne var ki bellek, duyu verilerinin ve bunlara dair yorumların yani algıların kayıtlarından oluşuyorsa, nihayetinde bir fikirler yığınıdır ve statik değildir. Özellikle bilinçdışı tarafından bireyi değersizlik duygusuna karşı koruma amacıyla sürekli denetlenir ve gerekiyorsa değiştirilir. Değiştirme, tümüyle silme yani unutma biçiminde dahi olabilir. Ya da kayıt aynı kalırken yorum değişir.

Tahmin edilebileceği gibi, bu süreç doğası gereği geleceğe projeksiyon yapar. Geleceğe yansıması olmayan bir hayatta kalma stratejisinden söz edilemez. Esasen akıl, geleceğe yansıma yaparken kendisini gösterir, görünür olur. Buna “amaçlı davranış” da denilebilir ve akıl ancak bu çehresiyle gözlenebilir. Dolayısıyla belleğin dışavurumu geçmişe değil geleceğe dairdir.

Written by Orhan Cem Çetin

25 Ocak 2014 at 03:32

Gümüş Gezegen 20 Şubat’ta Sanatorium’da // Silver Planet upcoming at Sanatorium, February 20th

leave a comment »

Ergen // Adolescent // O. Cem Çetin, 2014

Ergen // Adolescent // O. Cem Çetin, 2014

Hayatın hızı, aklı zorlayan bir tempoyla artarken, belki de bu kemirici ivmeye verilen yanıtın, aksine yavaşlaması gerek.

Son serilerinde yalın, doğrudan, saf bir fotoğraf tekniğine ulaşmış gibi görünen Çetin, adeta bir döngüyü tamamlayarak ani bir dönüş yapıyor ve ilk dönem işlerini hatırlatan, çok daha kişisel, daha özgün, yer yer daha gizemli bir seri sunuyor.

Sanatçının son üç yılının gündemini yansıtan ve esasen bir hafıza dökümü olan Gümüş Gezegen serisi, adını teknik sürecin ilk halkasını oluşturan gümüş taneciklerinden alıyor. Kimya, mercek, elektrik, fırça, boya, su, günışığı, yapay ışık, yapay zeka, irade ve tesadüfler arasında defalarca gidip gelen uzun ve külfetli süreç, unutulmaz zamanların zihindeki temsilleri, hayali andaçları olarak kağıda dökülüyor.

Ortaya çıkan dil ve bu dille anlatılan hikayeler, Çetin’in bugüne dek başvurduğu tüm görsel dokunuşların harmanı. Hepsinden tatlar taşıyor ve her bir sahnenin aklında nasıl yer etmesini uygun bulduğunu ortaya koyuyor. (Basın duyurusundan)

20 Şubat – 22 Mart 2014 / Sanatorium

//

While the pace of life accelerates with a maddening rate, the response to this corrosive rhythm should on the contrary probably be, rather slow.

Seemingly reaching a simplified, pure, straight visual style in his recent series, Çetin suddenly takes a sharp turn as though completing a cycle and presents new works which are much more personal, very novel, highly mysterious and much reminiscent of his earliest works.

The new series titled Silver Planet reflects the artist’s agenda of his last three years and is basically a visual memory dump.  The title refers to silver grains, the main ingredient of the first step of his elaborate technique, devised for the project. The long and arduous process which jumps several times between chemistry, optics, electric, brushes, paint, water, sunlight, artificial light, artificial intelligence, will and chance, finally casts itself on paper as a mental representation, an imaginary memento of memorable times. 

The resulting language and the stories told comprise a mix of all visual paths the artist has ever pursued. Each is a blend of tastes and they show the way Çetin has decided to keep visual records of the scenes he has personally experienced. (From the press release)

20 February – 22 March 2014 / Sanatorium

Written by Orhan Cem Çetin

23 Ocak 2014 at 00:34

%d blogcu bunu beğendi: