postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Bu kadar az, bu kadar çok.

with 2 comments

AGOS 16 Ağustos 2013

(AGOS‘a ve Sn. Zeynep Ekim Elbaşı’ya teşekkürlerimle.)
 

İnsanın hayatını, kişiliğini, hayallerini, hedeflerini, becerebildiklerini, vicdanını tümden değiştiren, dönüştüren, inşa eden kişiler vardır. Annesi, babası, ilkokul öğretmeni, sevgilisi, evladı, üniversite hocaları, sırdaş dostları gibi.

Bu kişilerle birlikte geçirdiğimiz zamanları ve onlarla aramızdaki güçlü bağları düşünecek olursak,  bunda şaşacak bir şey yok.

Öte yanda yine bazı insanlar vardır ki, onlarla pek az zaman geçirseniz de zihninize çakılıp kalır, bir yanınızı kendilerine benzetir, ömür boyu sizle gezerler.

Benim için Osep Bey işte böyle biri. Şöyle bir düşündüm. Onu 1987 yılında tanımışım. Birlikte geçirdiğimiz zamanları -telefon görüşmelerimiz ve bana düzenli olarak yolladığı bayram tebriklerini okuduğum süreler dahil- toplasak belki 24 saat etmez. Şaşırtıcı değil mi? Buna rağmen, onu hafızamıza uğurladığımız ve çokça andığımız şu günlerde, onu iyi tanıyanlardan, yakınlarından biri addediliyorum. Ben de zaten böyle hissediyorum.

Yıllara yayılan kısa karşılaşmalarımızda bendeki izi derinleşti, saygım, sevgim, muhabbetim her defasında arttı. Onun hakkında söyleyebileceklerimi, Tayfun Serttaş’ın Stüdyo Osep sergi kitabında yer alma şansı bana bahşedilen başka bir yazımda tükettim. O yazıyı yazarken, ustanın da okuyacağını biliyor, adeta ona gecikmiş bir mektup gönderiyormuş gibi hissediyordum.

Yeni ne söyleyebilirim bilmiyorum. Mesleğindeki üstün seviyesine rağmen asla kimseye büyüklenmemesi, olağanüstü kibarlığı, kulaklarımdan hiç gitmeyecek olan çocuksu konuşma tarzı, bir felaketler zinciri olan hayata asla küsmeyişi ve onca çaresizliğe karşın hırçınlaşmaması, erdemlerini koruması, korumak ne kelime, katlayarak artırmış olması hepimiz için büyük bir derstir.

Osep Bey, şu sözün kanıtıdır:

Bilge kişi diye, hayatı boyunca yalnızca kişiliğine yatırım yapmış olanlara denir. Öyle ki, onlar sahip oldukları herşeyi kaybetseler de değerlerinde en ufak bir azalma olmaz.  

Onunla meslekdaş olduğumuz için tanıştık. Konuşmalarımıza çoğunlukla fotoğrafı bahane ettik. Oysa sanırım aramızdaki en önemsiz, en ıvır zıvır konu fotoğrafçılıktı ve bunu çok iyi biliyorduk. Ben ondan önce hayata şimdi de ölüme dair çok şey öğrendim. Ona herhangi bir şey verebildim mi bilmiyorum. Biliyorum, ara sıra beni düşünürdü. Eğer o sıralarda gülümsüyor idiyse, bu da bana ziyadesiyle yeter.

Orhan Cem Çetin / Ağustos 2013

Written by Orhan Cem Çetin

18 Ağustos 2013 20:55

2 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Çok güzel bir yazı olmuş elinize sağlık

    konya web tasarım

    02 Ekim 2013 at 11:54


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: