postparalax

Orhan Cem Çetin, fotoğrafçı vs.

Bu herkesin başına geliyor mu? // Does everybody go through this?

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

02 Temmuz 2015 at 03:31

Cafe Mandala

leave a comment »

Bir zamanlar “Kurşunsuz Asker” adıyla parçası olduğum altZine’e tekrar konuk olmak çok güzel. Yukarıdaki serinin devamını görmek için dergiyi indirin.

Written by Orhan Cem Çetin

22 Haziran 2015 at 15:50

Sen benim biricik bahanemsin // You are my only excuse

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

19 Haziran 2015 at 07:54

Akıl Dışı // Oblivion

leave a comment »

Kainatta bilinen en karmaşık yapı olan insan beyni, ne yazık ki kendisini, nasıl çalıştığını, neleri becerebildiğini tam olarak anlamaktan aciz. Bilinçli süreçler kadar kontrolumuz dışında çalışan bilinçdışı ve otonom süreçler de kimliğimizi, davranışlarımızı, eylemlerimizi belirliyor. Rüyalar, sezgiler ve hızlı kararlar ya da serbest bırakılmış zihin halleri, Dadaist otomatik yazma deneylerinde olduğu gibi kimi zaman bizi beklenmedik ve çok daha güçlü yaratıcılık düzeylerine taşıyor. Pasif hipnozun aksine, tıpkı psikoanalitik süreçteki gibi sanatçının kendi zihninde “surf” yaparken hem araştıran hem araştırılan olduğu bu hal, BAU Genç Sanatçılar II Sergisi’nin temasını oluşturuyor.

Bilinçsiz olduğu kabul edilen, tümüyle güdüleri tarafından bir otomat gibi yönetilen hayvanlara bakalım. Diyelim ki bir ipek böceği. İnsana kıyasla oldukça rasyonel, davranışlarında büyük bir kesinlikle tutarlı olduğu ve her daim menfaatleri doğrultusunda (en azından öyle olduğunu sanarak) hareket ettiği gözlenebilir, bir sonra nasıl davranacağı büyük ölçüde kestirilebilir.

İnsan ise belki de şuur ya da muhakeme yeteneği nedeniyle, bilinç dışı ile sürekli kavga halindedir. Bu kavga onu hesaplı ile hesapsız arasındaki gergin telin üzerinde, tedirgin bir cambaz yapar. Ne tarafa gideceği, dengesini yolun sonuna kadar korumayı başarıp başaramayacağı asla bilinemez. Ama bir tahminde bulunmam gerekseydi, ben bu cambazın çoğunlukla tepetaklak aşağı düşeceğine karar verirdim.

Muhakemenin, yanı akıl yürütmenin girdisi önemli oranda edinilmiş, ikinci el bilgiden ve kendince mantık mühendisliğinden oluşurken, bilinçdışı çok daha atik, daha fevri, çok daha kararlıdır. Üstelik bireye özgüdür ve bedavadır. Yani, muhakemede olduğu gibi herhangi bir çaba gerektirmez. Hatta, çaba onu söndürür. Muhakeme ise, hem zahmetlidir, hem de yapısı gereği ve az önce belirttiğim gibi girdilerinin ikinci el olması nedeniyle, ister istemez ortak akla yaslanır. Başka bir deyişle, özgün kurgular oluşturma şansı neredeyse tümüyle ortadan kalkmıştır.

Bu arada, deliler ile bebekler arasındaki benzerlik dikkat çekicidir. Deli laf dinlemez, bencildir, ihtiyaçlarını hemen gidermek ister. Acımasız görünür, pasaklıdır, yüksek perdeden konuşur ve edepsizdir. Tıpkı henüz kuralları öğrenmemiş, başka bir deyişle kurallarla henüz zehirlenmemiş bir bebek gibidir. Muhakeme yetisinden sıyrılmış olan bu birey kendisine öğretilmiş olan her şeyden, ama her şeyden ari olarak aslına dönmüştür. Bunu kim gönüllü olarak yapabilir? Ortak akıldan uzak durmak, kendini araştırmak, araştırdıkça sevmek ve cesaretle o deli aklını ortaya koymak. Bunu, tek kişilik bir azınlık haline gelmeyi göze alarak kim özellikle yapmak ister ve yapar da?

Tabii ki deliler, ve tabii ki sanatçılar.

O. Cem Çetin 2015


The most complex structure in the known universe, the human brain, is alas, unable to fully understand itself, its workings and its scope. At least as much as cognitive processes, uncontrolled subconscious and autonomous processes also determine our identities, behaviours and actions. Dreams, intuitions and rapid decisions or free flowing mental states, as in the case of automatic writing experiments of Dada artists, may lift us to unforeseen and sharper levels of creativity. In contrast to passive hypnosis, this mental state where the artist becomes both the observer and the observed while surfing in his/her mind as in psychoanalysis, constitutes the concept of the exhibition BAU Young Artists II.

Let us look at animals who seem to lack any awareness and are conducted as automata purely by their urges. Consider a silkworm. One can observe that it is highly rational compared to human beings, precisely consistent in behaviour, always behaving towards its own benefit (at least in terms of intent) and its next move can be accurately predicted.

On the other hand, the human mind is probably in a constant fight with the subconscious  due to its awareness and ability to reason. This fight turns the human mind into a nervous acrobat on a tightrope, hung between the calculated and the impulsive. No one may predict which way it will go and whether or not it will be able to maintain its balance along the entire course. But if I had to make a guess, I would assume that the acrobat tumbles all the way down in most cases.

While the input for reasoning consists mostly of acquired, second hand data and logical processing at its own scale, the subconscious is in contrast rather rapid, more temperamental and much more determined.  It is also purely personal and cost free. In other words, it does not require any brain work, as in the case of reasoning. In fact, mental work suffocates the subconscious. Reasoning is tiring and it inevitably relies on a collective mind due to its dynamics and also because it processes second hand knowledge, as mentioned above. Thus, the possibility of creating original syntheses is almost nil.

By the way, the similarity between “lunatics” and babies is striking. A lunatic is rebellious, egocentric and unable to postpone needs. Seems to be harsh, messy, loud and naughty.  He/she is just like a baby who is yet to learn or to be poisoned with the rules. This individual, completely stripped off of its ability to reason, has been converted to his/her original self, clear of every single bit of knowledge ever learned. Who would volunteer to do this? Keeping at a distance from the common knowledge, discovering one’s self, building a liking along the way and fearlessly displaying the insanity.  Who would deliberately do this against the risk of turning into a minority of a single mind?

Lunatics of course and also artists, of course.

O. Cem Çetin 2015  

Culture as a Prosthetic Memory and the Way It Hurts

leave a comment »

9 Haziran 2015 tarihinde başlayacak CONTEMPOPHOTO ’15 Çağdaş Fotoğraf Konferansı açılış konuşmasını Murat Germen ile birlikte yapacağız. Konuşma dili İngilizce olacak. Sohbetimizin çerçeve metnini aşağıda bulabilirsiniz. Türkçeye çevirecek bir gönüllü, kalbimizi kazanacaktır.
Çeviri neredeyse 24 saat içinde sevgili Esra Çolak’tan geldi! Aşağıda bulabilirsiniz.
Please find below the assumed abstract of the keynote lecture we will be improvising together with my colleague Murat Germen at the opening of CONTEMPOPHOTO ’15 Contemporary Photography Conference, starting 9 June 2015. 

Culture as a Prosthetic Memory and the Way It Hurts

As one moves from simple organisms to more complex ones, it is common observation that instincts are replaced by an increasing ability -or necessity- to learn. And to teach.

In other words, simple organisms are born with a built-in memory of survival information, a precious legacy from previous generations, to which they continue to contribute.

On the other hand, complex organisms, the human being the most extreme one known to us so far, lack this heritage largely. Survival depends on acquired knowledge. Therefore learning and teaching skills are highly developed. The built-in memory is almost only a container with specific ways to classify, process and store impressions, experiences etc.

Storing information not only for personal referral but also for the use of future generations is what we call culture, which is being built with overwhelming acceleration in the present day.

However, the human ability to process or “handle” information has its own limitations, probably with protection value. What is remembered needs to fade away to free available space. It also needs to be altered or erased in ways to maintain joy, the motivation to survive.

In this respect, culture, in other words our prosthetic collective memory, with its size limited with only expanding physical conditions, offers us an enormous flow of stable data that is far beyond our capacity to process into meaningful survival information at individual or mass scale.

Accumulation and easy access of photographic images as well as accounts of personal experiences (not necessarily accurate) also make it extremely difficult, if not altogether impossible, for the human population to alter or manipulate what is remembered through self protective mnemonic strategies.

Being able to remember (to learn) beyond one’s life span for example, results with the notion of “family” or “nation” or “race”, hence discrimination. Being unable to forget, leaves only one option: denial of facts, hence, psychosis.

Or, just as an individual deliberately alters personal memory, the human society may eventually find universally agreed ways to do the same with our prosthetic memory, the human culture. The clues for such alteration can actually be seen in the emerging discussions about manipulation of “truth” in documentary photography, or family snapshots and increasingly popular self portraits for that matter.

May 2015

Protez Bellek Olarak Kültür ve Sancısı

Basit organizmalardan daha karmaşık olanlara geçerken, genel olarak öğrenme ve öğretmeye yönelik artan yetenek ya da gerekliliklerin içgüdülerin yerine geçtiği gözlemlenir.

Diğer bir deyişle, basit organizmalar daha önceki nesillerden miras kalan, hayatta kalmasını sağlayacak bilgiye sahip yerleşik bir bellek ile doğar ve bu mirasa katkıda bulunmaya devam ederler.

Öte yandan, şimdiye kadar bildiğimiz en uç noktası insanoğlu olan karmaşık organizmalar, bu mirastan fazlaca yoksundur. Hayatta kalma, edinilen bilgiye bağlıdır. Dolayısıyla öğrenme ve öğretme becerileri oldukça gelişmiştir. Yerleşik bellek, yaşantıları, izlenimleri ve daha birçok şeyi belirli yöntemlerle sınıflandırmaya, işlemeye ve saklamaya yarayan neredeyse sadece bir muhafaza kabıdır.

Bilgiyi sadece kişisel kullanım için değil, aynı zamanda gelecek nesillerin kullanımı için de saklamak kültür dediğimiz şeydir ve bu günümüzde baş döndürücü bir ivmeyle  oluşturulmaktadır.

Ne var ki, insanın bilgiyi işleme ya da bilgiyi “ele alma” yeteneği -muhtemelen koruma adına- kendi sınırlılıklarına sahiptir. Hatırlanan şey ortadan kaybolup boş yer açmalıdır. Hatırlananların aynı zamanda hayatta kalma güdüsünü, yani neşeyi sürdürecek şekilde değiştirilmesine ya da silinmesine ihtiyaç duyulur. 

Bu açıdan kültür, diğer bir deyişle genişlemesi yalnızca fiziksel koşullar ile sınırlanmış protez ortak belleğimiz, bireysel ya da kitlesel ölçekte bizim anlamlı hayatta kalma bilgisine dönüştürebilme kapasitemizin çok ilerisinde, devasa boyutta ve değişmeyen, kararlı bir veri akışı sunar.

Fotografik görsellerin birikimi ve kolay erişimi ile birlikte, doğru olması gerekmeksizin kişisel yaşantıların birikimi, insan nüfusunun, kendinden korumalı bellek stratejileri yoluyla hatırlananları değiştirmesini ya da manipüle etmesini hepten imkansız kılmasa da aşırı derecede zorlaştırır.

Örneğin birinin ömrünün ötesindekileri hatırlayabilmesi (öğrenmesi) “aile” ya da “milliyet” ya da “ırk” kavramlarıyla, yani ayrımcılıkla sonuçlanır. Unutamamak, geriye tek bir seçenek bırakır: gerçeklerin inkarı, yani, psikoz. 

Ya da, tıpkı bir bireyin kişisel belleğini kasıtlı olarak değiştirmesi gibi, insan toplumu, sonunda aynısını protez belleğimize, insanlık kültürüne uygulamak için evrensel olarak kabul görmüş yollar bulabilir. Böylesine bir değişimin ipuçları belgesel fotoğrafçılıktaki “hakikat”in manipülasyonu hakkında ortaya çıkan tartışmalarda ya da anı fotoğraflarında ve meraklıları giderek artan öz portrelerde bulunabilir.

Mayıs 2015
Türkçe çeviri: Esra Çolak

 


Written by Orhan Cem Çetin

27 Mayıs 2015 at 19:23

Uçmak // Flying

with one comment

Uçmak Bazen Rüyamda Yaptığım Bir Şey // Flying Is What I Sometimes Do In My Dream // O. Cem Çetin 2015

Bak, oku, düşün ve acele etme.
Behold, read, contemplate and take your time.
Melior Mundis sergisi kapsamında, 12 Haziran’a kadar Halka Sanat’ta. Bir kopyasını alıp eve götürmek ve daha fazlası için mutlaka ziyaret ediniz. Melike Bayık’a teşekkürlerimle.

Written by Orhan Cem Çetin

27 Mayıs 2015 at 06:42

Hücum // Charge

leave a comment »

Written by Orhan Cem Çetin

20 Mayıs 2015 at 01:14

çektim i_shot, benim_sanat my_art, Toccata and Fugue kategorisinde yayınlandı

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 2.631 takipçiye katılın

%d blogcu bunu beğendi: